The Surge PC İncelemesi – Hanım Exo-Suit’imi Getir! The Surge PC İncelemesi – Hanım Exo-Suit’imi Getir!

The Surge PC İncelemesi – Hanım Exo-Suit’imi Getir!

İncelemelerOyun İncelemePC 18 Mayıs 2017 15:17 Sonat Samir

Dark Souls benzerliği ve Edge of Tomorrow tadındaki exo kullanımı ile oldukça ilgimizi çeken The Surge bakalım nasılmış? The Surge PC İncelemesi – Hanım Exo-Suit’imi Getir!

Deck 13 tarafından geliştirilen The Surge ilk bakışta gelecekte geçen tam bir Dark Souls kopyası gibi duruyor, aslında gibi demek biraz fazla kaçabilir çünkü senaryo dışında çok da farklı oynanış sunmuyor. Aksiyon/Rol Yapma olarak değerlendirebileceğimiz oyunda, aynı Dark Souls’ta olduğu gibi bolca düşman öldürüp, ölüp acı çekiyoruz. The Surge için bu kadar heyecan yapmamın sebebi, hem DS (Dark Souls) serisini sevmem hem de oyunun bana ilk bakışta pek sevdiğim bir film olan Edge of Tomorrow‘u anımsatmış olmasıydı.

Oyun boyunca üzerimizdeki exo-suit (Aga ne sevildi şu exo-suit işi) ile bir o yana bir bu yana koştururken tabii ki boş durmuyor bir yandan da olayları çözmeye çalışıyoruz. Daha oyunun girişinde hangi tip exo-suit’i seçeceğimize karar verdikten hemen sonra zaten acı çekmeye başlıyoruz. Normalde uyuşturulması gereken, karakterimize yaşanan bir sıkıntıdan dolayı uyuşturulamadığı için kanlı canlı çakıyorlar exo’yu. Aha tamam bu bitti derken hop bir saldırı gerçekleşiyor ve içinde bulunduğumuz tesis yerle yeksan oluyor. Eh exo-suit neurolink olmadan çalışmaz. Ancak ortalık bir kere karıştı, tesis saldırıya uğradı, eh düşmanlar kim? Tabii ki neurolink‘i yüzünden zombileşmiş olan diğer tesis çalışanları. Zombi de değil aslında ama bilinçsizler işte. Bir şey veya birileri, bunları kontrol ediyor gibi.

Ancak koca tesis içerisinde tabii ki sadece biz ve düşmanlarımız yok, yine Dark Souls serisinden alışkın olduğumuz NPC’ler ile konuşup onları güvenli bölgemize (Ops Center) gönderme ve yan görevlerini yapma konusu boş geçilmemiş. Ops Center demişken, biraz da o konuya gireyim. Tesis içerisinde her bölümde bir tane olacak şekilde güvenli bölge var bu bölgeler içerisinde üzerimizdeki exo-suit’i geliştirebiliyor, yeni silah ya da exo-suit parçaları yapabiliyoruz.

Tahmin edeceğiniz üzere bütün bunlar için gerekli olan malzemeler tabii ki düşmanlarımızdan düşüyor. Dark Soul’ta soul toplar, onunla seviye atlardık hatırlarsanız. Burada ise Tech Scrap topluyoruz ancak The Surge değişik bir şey yapmış, bu topladığımız Tech Scrap istersek depolanabiliyor, yani öldüğümüzde üzerimizden düşmesin diye gidip depolama yapabiliyoruz. Peki düşürürsek gidip alamıyor muyuz? Evet, tabii ki gidip alabiliyoruz ancak belirli bir zaman dilimi içerisinde gidip almamız lazım, yoksa yok oluyorlar. Ben bu zaman fikrini pek beğenmedim, oyunu zorlaştırmak için mi düşünüp yapmışlar bilmiyorum ama çok itici geldi bana.

Tech Scrap exo-suit’e seviye atlatmaya yaradığı gibi eşya üretmek için de kullanılıyor, bu noktada önce hangisine Tech Scrap ayıracağınız ise tamamen size kalmış durumda. Seviye atlama konusunda ise şöyle bir durum var, diğer RPG oyunlarında olduğu gibi STR, DEX gibi statlar vermiyoruz. Gerektiği kadar Tech Scrap’i harcayarak exo-suit’e direkt olarak seviye atlatıyoruz. Yani çok da karakter özelleştirme yok ve anlaşılacağı üzere eşyaların stat gereksinimleri de yok.

Implant konusuna da gireyim yeri gelmişken. Implant’lar, silahımızın hasarını ya da kendimizi iyileştirmek için can seviyesini, enerji seviyesini arttırmak, hatta saldırılarda harcadığımız enerjinin azalmasını sağlaması gibi birçok farklı türden oluşuyor. Kendi oyun tarzımıza ve isteğinize göre bu implant’ları sürekli olarak değiştirebiliyoruz. Üstelik güvenli bölgede olmamız da gerekmiyor.

Oyunun en çok ilgi çeken özelliği, benim gözümde düşmanın neresine vuracağımızı seçebiliyor olmamız oldu. Yeni ve çok yaratıcı bir olay değil daha önce birçok oyunda gördük (En basitinden Fallout). Bu sistem sayesinde üzerinde zırh olmayan bölgeyi seçip daha fazla hasar verebiliyor ve orayı (mesela kol) E tuşu ile aktif ettiğimiz bitiriş hareketini yaparak koparabiliyoruz. “Peki bunun bize faydası ne?” diye soracak olursanız faydası şu, bu kopan parçalar bazen loot olarak yere düşüyor. Biz de bu parçaları ya Tech Scrap yapıyor ya da uygunsa craft edip kullanıyoruz.

Şimdi bu kadar Dark Souls dedim ancak Deck 13, içerik ve işleniş olarak kesinlikle gelecekte geçen bir Dark Souls yaratmamış. Senaryoyu anlatan öğeler Dark Souls serisinde hem ortamlar, hem topladığınız eşyalar, hem düşmanlardır. Hepsi birbirini destekler şekilde işlenmiştir, hikayenin derinliği vardır. Boss’lar sadece bizleri zorlasın diye orada değillerdir, hepsinin bir hikayesi, amacı, gizemi vardır. Hatta Dark Souls’ta her bir sonraki firelink ile önünüze ne çıkacak, yeni neler keşfedeceksiniz hissiyatı vardır. Maalesef The Surge ile bu hissiyatları yaşayamıyoruz. Hikaye çok belli, bir sonraki adımda neler olacağı tahmin edilebilir düzeyde.

Dövüşler ise hedefleme sistemiyle biraz daha ilgi çekici hale gelmiş olsa da, bazen pek de umursamadan direkt olarak dalmayı tercih edebiliyorsunuz. Düşmanlar ellerindeki silah ve üzerilerinde exo-suit’lere göre farklılık gösteriyorlar. Tabii ki sadece exo-suit’li düşmanlar değil, robot’lar da aynı şekilde farklı özellik ve mekaniklere sahipler. Ancak dövüşler sırasında düşmanın silahının objelerin içinden geçmesi, düşman üzerinize zıpladığında ve siz kenara örneğin tam duvarın kenarından arkaya doğru çekildiğiniz halde, havada köşeyi dönüp vurması gibi konular saç baş yoldurtabiliyor. Ha bir de bizim silahımız da bazen objelerin içerisinden geçebiliyor.

Oyunun grafikleri gerçekten güzel. Deck 13, optimize konusunda da oldukça başarılı bir iş çıkartmış. Oyunu yüksek ayarlarda oynarken herhangi bir performans düşüşü yaşamadığımı rahatlıkla belirtebilirim.

Özetle The Surge, muhteşem bir oyun değil. Ancak kendi içerisinde oldukça eğlenceli bir Action/RPG olmuş. Ben uzak ya da yakın gelecek temalı oyunları genel olarak zaten severim, üzerine kurulmuş olduğu bu yakın gelecek konusu ve eğlenceli oynanışı ile beni oyunda tutmayı başardı. Ancak yukarı satırlarda belirttiğim gibi DS kadar derin bir hikaye ve doluluk arayışı içerisindeyseniz, benim gibi bir yandan eğlenip bir yandan da üzülürsünüz.

Little Nightmares PS4 İncelemesi

FRAGTİST DEĞERLENDİRME

6 / 10

Eğer türe meraklıysanız ve eğlenmek istiyorsanız alın. Ancak hikaye bazında çok da bir şey beklemeyin.
Eğlenceli oynanış
Yakın gelecekte robotlara karşı savaşmaca
Grafikler
Savaş sistemi
Hikaye çok boş hissettiriyor
Düşmanlar objelerin içinden vurabiliyor
Oyun bazen düşman daha size vurmadan hasar almanıza sebep oluyor.


Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.