Ghost in the Shell – O Kadar Gömmeye Gerek Var Mıydı? Ghost in the Shell – O Kadar Gömmeye Gerek Var Mıydı?
"Beğenmeyip farklı olmalıyım" diyenlerin, zorlama seçimler ile yorumladığı film Ghost in the Shell'i o kadar gömmeye gerek var mıydı? Ghost in the Shell – O Kadar Gömmeye Gerek Var Mıydı?

Ghost in The Shell, uzun zamandır göremediğimiz güzel adaptasyon filmlerinden bir tanesi olmayı net şekilde başarmış. Evet, biraz hızlı girdim konuya ancak bunu söylemeden başlarsam olmazdı.

Özellikle oyuncu seçimi ve Major’ın (Binbaşı) asyalı olmaması konusunda büyük münakaşalar yaşandı biliyorsunuz fakat Scarlett Johansson’i Major, Pilou Asbæk’i ise Batou rolünde izlediğiniz zaman memnun kalacaksınız diye düşünüyorum. Scarlett’ın Major için ciddi şekilde çalışmış olduğu görülebiliyor. Yürüyüş, duruş, konuşmalar, tavırlar bence olması gerektiği gibiydi. Filmin 95’te izlediğimiz anime ile kare kare aynı ilerlemiyor, hatta da her ne kadar akıllara durgunluk verecek bir hikayesi olmasa da bize farklı bir Major hikayesi anlatıyor olması, beni tatmin etmeyi başardı.

Film daha girişinde Major’ın sibernetik bedeninin yapılış sahnesi ile boğazımın düğümlenmesine sebep oldu. Aynı şekilde filmin ilerleyen dakikaları ise yine Oshii 95’te önümüze sunduğu film ve devamında gelen tv serisi Stand Alone Complex’in de içerisinden alınmış olan ikonik sahneler ve karakterler ile devam ediyor. Bu bahsettiğim ikonik sahnelerin bir çoğunu çıkan trailer’lar ile zaten görmüştük hatta hemen aşağıya size anime-film karşılaştırmasının olduğu bir video’yu da paylaşyım (Gerçi bu yazıyı okuyorsanız sanıyorum ki bu video ile daha önce karşılaşmışsınızdır).

İkonik karakterler ile ilgili olarak göreceksiniz ki karakterler bire bir aktarılmamış ve uyarlanmış durumda peki bu beni rahatız etti mi? Hayır. Tabii bu kısım tartışmaya, görüşe açık bir kısım. Dediğim gibi ben beğendim.

Bir diğer konu ise ve insanların çok takıldığı… SPOILER GELİYOR!!!!

Major’ın farklı bir isim ile film’de yer alıyor olması konusu. Ben açıkçası insanların bir anda neden bu kadar delirdiğini anlayamamıştım. Evet, daha trailerda Major’ın isminin Mira olarak geçmesinden bahsediyorum. Arkadaşlar yani çok bariz değil miydi Mira karakterinin asıl adının tabii ki Motoko çıkacağı. Major’ın kendi gerçek kimliğini filmin sonuna doğru öğreneceği. Bence o trailer bu film için atılmış en kötü adımdı. Pazarlama, reklam stratejisi olarak baktığımızda ise çok başarılı bir adımdı. Çünkü insanların Mira adını duyduğunda o videoyu elden ele dolaştırıp, forum, sosyal medya vs. her platformda öfke kusarak filmi daha çok promote edeceklerini bilerek yaptıkları bir hareketti. Ancak film’in çok da plot twist olmayacak plot twist’i daha film gelmeden çat diye patlamış oldu. Her karakterin kendi adı ile kaldığı, Ghost in The Shell’i Ghost in the Shell yapan Motoko Kusanagi’nin değiştirilmesi zaten aklı başında kimse tarafından kabul görmezdi. Bilemiyorum belki de ben yanlış düşünüyorum.
Bir diğer konu ise Major’ın kabuğunun Asyalı olmaması konusunda bu kadar gerilmiş olması ortamın. Lütfen, bir sibernetikten bahsediyoruz, istenildiği şekilde değiştirilip geliştirilebilir bir durum olarak görüyorum ben. Hatırlatmak isterim ki Animeler boyunca da farklı Major’lar gördük şuradan görebilirsiniz. Evet çizim farkı vs. olabilir ama benim düşüncem hep dediğim gibi bir “Major neden farklı bedenlere sahip olamasın ki sonuçta, beyin aynı.” şeklinde oldu.

SPOILER BİTTİ!!!

Tekrar Batou’ya döneceğim. Pilou, Batou karakterini güzel canlandırmış, özellikle de Major’ın yumuşak tarafını açığa çıkaran bir karakter oluşunu güzel şekilde beyaz perdeye aktarmış, yeterince karizmatik ve iri 🙂 Togusa, Ladriya ve Aramaki ise film boyunca Batou’dan birazcık daha az sahnedeler.

Geleyim filmimizin kötü karakteri olan Kuze’ye Michael Pitt‘in canlandırdığı Kuze karakterini Stand Alone Complex’ten hatırlayacaksınız en azından ben öyle hatırladım 🙂 ancak onun da daha farklı şekilde aktarıldığını görünce bakalım sizin düşünceleriniz ne olacak. (Hafızam beni yanıltıyor olabilir)

Film görsel olarak göz doyuruyor, bu zaten kaçınılamaz bir gerçek. Oldukça kaliteli CGI’lar ile New Port City çok güzel tasarlanmış, dev hologramlar, her yerden neon ışıklar derken şehri izlemekten keyif aldım. Özellikle Major ve Batou sokakta yürürken, satıcılar ile diyaloğa girmeleri Batou’nun köpekleri beslemesi yaşayan bir şehrin içerisinde olduğumuzu hissettirdi. Birçok filmde görüp “Abi ne ruhsuz, ne kadar boş bir şehir” dediğim sahnelerden ziyade burada yaşayan bir şehri görmek memnun etti açıkçası.

Toparlayacak olursam. Oshii’nin 95’te önümüze sunduğu filmin en önemli, en ikonik sahneleri başarılı şekilde filme aktarılmış. Dedim ya filmin başında “Shelling” sahnesinde boğazım düğümlendi, hah işte bunu bir kaç kere daha yaşadım. Eh bir film bana bunu yaşattıysa benim için o film güzeldir, bir şeyler hissetmeme sebep olmuş demektir zaten. Muhteşem bir film değil ama bence uzun zamandır izlediğim en iyi uyarlama hem de çok sevdiğim bir anime’nin güzel uyarlaması. Korkarak gittiğim filmden mutlu ayrıldım, en kısa zamanda tekrar izleyeceğim. 

Sonuçta herkes, her şeyi beğenecek değil. Ancak bence Ghost in the Shell günümüzün en büyük problemlerinden bir tanesi olan “Beğenmeyip farklı olmalıyım” diyenlerin, zorlama seçimler ile yorumlayarak gömdüğü bir film oldu, hem da daha gösterime giremeden.

Şimdiye kadar okuduğunuz izlediğiniz yorumları bir kenara bırakın, gidip kendiniz izleyin ve kararınızı verin. Hatta benim yazdıklarımı da bir kenara bırakabilirsiniz isterseniz.

Daha çok yazmak, daha çok detay anlatmak istiyorum aslında ama tek spoiler ile kapatacağım bu yazıyı. Eğer isterseniz bana zaten sosyal medyadan ulaşırsınız, konuşuruz. Önce bir izleyin de.

Ha bir de son sahnede küçük bir çocuk gibi çığlık atmama ramak kaldı 😉 (kalp <3)



Sonat Samir

Herşey 1993 senesinde arcade salonunu keşfetmesi ile başladı. Daha sonra eve giren Atari 2600 ile işlerin boyutu çok değişti. Video oyunları artık hayatının vazgeçilmez bir parçası. FRP hobisi ise hayatında ayrı bir öneme sahip.